Kolay Doğum İçin Yapılması Gerekenler | Bebeğimden Sonra

Kolay Doğum İçin Yapılması Gerekenler

 

kolay-dogum

Doğum günü gelip çattığında en çok ihtiyacınız olan şey kendinize yararlı bilgiler veren, kafanızın rahat olması ve en çok ihtiyacınız olduğunda kafanızın içindekileri okuyacak, kendinize şefkatle destek olacak birinin olmasıdır.Bu eşiniz ya da doğum destekçiniz olabilir. Bu işinizi oldukça kolaylaştıracaktır.

1. Doğum boyunca yatağa bağlı kalmayın.

Aktif ve ayakta pozisyonlar kasılmaları daha rahat geçirmenizi sağladığı gibi, yerçekiminin de etkisiyle rahim ağzının daha kolay açılmasını ve bebeğin aşağı inişini kolaylaştırır. Yürüyün, sallanın, dans edin yani kısaca bedeninizi izleyin, o size ne yapmanız gerektiğini söyleyecektir.

2. Verilmiş tarihe 10 gün daha ekleyin

Genelde hanımlar bebeğin, hamile kaldıktan 40 hafta ardından geleceğini düşünürler. Ama o tarih gelip doğum gerçekleşmediğinde hepsi strese girer, duygusal çöküntü yaşarlar. Aile bireylerini arayıp gelişmeleri sorunca da bir korku hissederler. Bu durumlardan en tehlikeli olanı, umudunu yitiren bir annenin doğum yapması. İşte verilen tarihe 10 gün eklemek, doğumun kesin tarihi konusunda içinizi daha da rahatlatacaktır…

Geciken her doğum doktorlar içinde zor olacağından biraz huzursuz olurlar. Bu nedenle de kendinize büyük ihtimalle suni yöntemlerle doğumu başlatmayı teklif ederler. Doktorunuz böyle bir şeyi önerirse bunun nedenini sorun. Bekleyip bekleyemeyeceğinizi öğrenin.

Doğum eğer kendi rutin doğasında ilerlerse genellikle daha kolay ilerler. Uzmanlar, annelere doğumun olması gereken günden ardından geçen her günü bonus olarak görmelerini ve bebek doğduktan ardından yapamayacakları şeyleri yaparak zaman geçirmelerini tavsiye ederler.

3. Dayanabileceğiniz noktaya kadar dayanın

Anneannelerimizden bu yana işe yarayan bir yöntem. ağrılarınız başladığında etrafınızı telaşa vermeyin. Ancak kendinizi de kapılar arkasına kilitlemeyin. Bunların yerine sanki yaşam normal devam ediyormuş gibi davranın. Hatta bir film koyup izleyin. Erken doğumlarda ağrıların şiddeti daha hafiftir ve dayanılabilirlerdir. Uzun süre devam edebilirler. Çoğunlukla 24 saatten fazla… Bu durumda eğer vücudunuz kendinizin katılımınızı talep etmiyorsa, bunun için acele etmeyin. ağrılarınıza aldırmayın, dayanabildiğiniz kadar dayanın. ağrınız yokmuş gibi davranın. Enerjinizi, gerçekten ihtiyacınız olacak anlar için saklayın.

4. Kalabildiğiniz kadar evde kalın

Ne kadar sakin ve rahat olursanız vücudunuz da o kadar fazla yaşamsal doğum hormonu salgılar. Ağrılar artar ve ardından doğum gerçekleşir. Evdeyken her şey yolundaysa, doğum öncesine kadar evde kalın. Peki, ne zaman hastaneye gitmek gerek? Bunun için kesin bir cevap veremeyiz. Doğru yol izlediğinizde, ağrılarınız, risk, doğumun yavaşlaması gibi olasılıklar en aza iner. Eğer doğum gerçekleşmiyorsa, ortam değişimi ya da hastaneye gitmek iyi bir fikir olabilir. Bunu en iyi kendiniz anlarsınız.

5. Hastaneye gittikten ardından acele etmeyin

Artık hastaneye gitme zamanının geldiğine eminsiniz. Birden tüm sistemler gitti. Eşiniz telefonla konuşuyor, valizleri hazırlamaya çalışıyor, kendinize montunuzu giymenizde yardım ediyor. Peki ya kendiniz? Hastaneye gitme hazırlıkları hamileler için çok dikkat dağıtıcı olabilir. Bu noktada çok sakin hareket etmelisiniz. Her ağrıda tüm dikkat dağılacak ve beklenen an ‘bam’ diye gelecek! Eşiniz arabayı çalıştırma, hastanenin yolunu bulma çabalarını daha da karıştıracak. E o da ister istemez panikleyip işlere yardım etmekten çok kendine yardımcı arayacak. Öyleyse şimdiden eşinizi hazırlayın. Hastaneye gitmeden önce zamana ihtiyacınız olacak. Telefonun hızlı arama tuşlarına gerekli numaraları kaydedin. Valizler hazır olsun.

6. Hastane odasından uzak durun

Hastaneye geldiniz ve yanınızda eşinizle bekleme odasına gittiniz. Sakince bir koltuğa oturup ağrılarınızı kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Hem de herkesin önünde, ışıkların altında… Büyük yanlış!

Doğum ağrıları hep hastaneye gidince başlar. Tedirginlik oranı artar ve bu da salgılanacak olan oksitoksin hormonunu olumsuz etkiler. Bunun anlamı da ağrıların gelmesini ertelemesi demektir. Anne adayı odaklanıp nefes alıp vererek ağrılarını kontrol edemiyorsa rahatsızlık baş gösterir. İşte o zaman problemin kesinlikle kendinde olmadığını, çevresi yüzünden böyle olduğunu kendine telkin edebilir.

Normal ilerleyen bir doğum için hamilemizin özelinin olması gerekir. Her şey doğal olmalı ve kontrol edilebilmeli. Hafif aydınlatılmış, birinin kendinizi gözetlemediği, eşinizin kendinize destek verebileceği bir yer bulun. Ya da kendinizi battal boy bir yorgan ya da battaniyeye sarın.

Dış dünyaya kendinizi kapatın, hatta kulak tıkacı, göz maskesi takın. Ancak bu şekilde tüm dikkatinizi ağrılarınıza verebilir ve düzgün ritminizin bozulmamasını sağlayabilirsiniz.

7. Ağrılar dik olur, kendiniz de dik durun

Artık herkes tarafından kabul ediliyor ki anne adayı, ağrılar sırasında dik durmalı, yerçekimini hissetmeli. Kalçalarınızla rock’n roll dansı yapmaya hazır olun! Tabii bu sırada hemşire kendinizi yatırıp bebeği kontrol etmek isteyebilir. Bazen bunu yapmaya sadece birkaç dakika vaktiniz olabilir. Bu bile yeterli gelecektir.

Yarı uzanmış pozisyonda durmazsanız doğum daha yumuşak ve daha az ağrılı olur. Doktorunuz istemediği sürece söylenen pozisyonlardan kaçının. Doktorun yaptığı ve kendinize önerdiği her şey doğrudur. Onun kendinizi yönlendirmesine izin verin ve kendinizi doktorunuza teslim edin. Aynı şey iç muayeneniz için de geçerli. Kendinizi en rahat hissettiğiniz pozisyonu bulmanız gerekli. Yani dik durun ve baskı hissetmeyin. Çünkü kendinizi yaygara koparıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Oysa istediğiniz kadar bağırabilirsiniz!

8. Emzikli bir su şişesi kullanın

Ağrılar sırasında en önemli şeylerden biri de bol su içmeniz. Peki, bardaktan içerken oluşabilecek sakarlıklardan nasıl korunursunuz? Emzikli bir su şişesi en kolay yoldur. Ama dikkatli olun. Günümüzde bu ağrılar sırasında gerektiğinden daha fazla su içiliyor ve bunu kimse fark etmiyor. Bu konuda yanınızdaki yakınınızın kendinizi gözlemlemesini ve uyarmasını rica edin.

9. Lavanta yağını deneyin

Lavantanın sedatif etkisi ve rahatlatma özelliği artık herkes tarafından biliniyor. Ağrılar sırasında çok olumlu etkiler yaratabilir. kendinizi sakin tutabilir. ağrıların sınırlarını belirler ve kaslarınızı çok fazla kasılmaktan kurtarır. Doğum sırasında lavanta kullanan bir anne adayı, doğumu daha rahat geçirir ve vücudunun diğer kısımlarını da yormaz.

Büyük bir mendil alın ve içine birkaç damla lavanta sıkın. Mendili hep yanınızda bulundurun. Erken doğum öncesinde bile… ağrının geldiğini hissettiğiniz an, ağzınızı ve burnunuzu bu mendille kapatın. Alabildiğiniz kadar derin nefes alın.

10. Vajinanızın ne kadar açıldığını görmezden gelin

Uzmanlar birine vajinanızin ne kadar açıldığını sorarsanız, ağrıların nasıl ilerleyeceği hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz diyor. Her doktor, vajinanın açıklık derecesine göre farklı sonuç çıkarır. Bir kadının vajina 3 cm. ’den 10 cm. ’ye kadar açılabilir. Doğum öncesi 3 saat içinde 9 cm. ’ye kadar açılabilir ve ardındanki 5 saat daha doğum yapamayabilir.

Bu olanların tümünü bir yarış gibi görmek yerine tamamen ağrılarınıza odaklanın. Bu performans baskınızı yükseltir ve adrenalin salgılarsanız, doğumunuz da kolay olur.

11. Avazınız çıktığı kadar bağırın!

Her hamilenin doğumda kaçınamadığı ortak bir noktası var; çığlık atmak. ağrılar artmaya başladığı anda hafif iniltiler, gırtlaktan çıkan garip inlemelere dönüşür. Birçok kadın, bu inlemelerin kendilerine yardımcı olduklarını söyler. Bırakın sesler kendinizin ağrınızı azaltmaya yardım etsin. Uzmanlar, nefes ve beraberinde çıkan seslerin çok doğal reaksiyonlar olduğunu söylüyor. Nefes alıp bağırdığınız zaman içinizi boşaltırsınız. Nabzınızın artışı, gelen ağrıyla düzenlenir.

ilk yorumu siz yapın

Bir Cevap Yazın